Cins -Mart 2026 Sayı / 126
Ürün Açıklaması
126. Sayı - Mart 2026 Mazuruz. Haklı Değil. Mazuruz. Haklı değil. Başımıza gelenler, gündüzün başına gelse gece olurdu, diyen bilge haklı. Zaman gösteriyor ki geriye hiçbir şey kalmaması için yapılan her şey büyük oranda boşa çıktı. Türk müziği yasaklanırken Türk düşüncesinin tabutuna çivi çakılmak isteniyordu. Kısmen başardılar, o yüzden mazuruz. Öldürmek istediler; ama öldüremediler, o yüzden haklı değiliz. Türk hayat tarzını ortadan kaldırmaya yönelik bir çabaydı Türk müziğinin yasaklanması. Tüm uygulayıcıların yekpare bu niyeti taşımıyor oluşu durumu değiştirmiyor ne yazık ki. Peyami Safa’nın o günlerdeki anketinden bile anlaşılır bu. Kabul, Türkiye’nin, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı günlerden geçtik. Erken Cumhuriyet idaresi çözümü, ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalan Türkiye’nin salasını okumakta buldu. Biz’i, bizzat biz öldürürsek düşmanın ölüm tehdidinden emin oluruz, dediler. Fikirler muhteremdir. Eğer buldukları çözüm, tüm yanlış taraflarına rağmen muvakkaten bir çözüm değil idiyse müsebbiplerini ihanetle itham etmek zorundayız. Tarihe şefkatle yaklaşalım. Onlar vartayı atlatmaya çalıştılar. Bunu ciddiye alan ve bundan pozisyon devşiren kılıç artıkları, vartayı atlatmamıza izin vermediler. Yıllar geçti ve bugüne geldik. Bu yıl Ramazan Ayı, toplumun tamamını içine alan bir neşeye dönüştü. Bundan daha doğal ne olabilir, diyebileceğimiz bir normal bu. Anormallik, bunun hasretini çekiyor olmamızdı aslında. Gündelik hayatın tam ortasında olduğu için doğal olarak okullara da uzanan bu neşeye bir de artık hepimizin yakından tanıdığı Celal Karatüre’nin okuduğu “Kabe’de Hacılar Hu der” ilahisi eklendi. Çok kısa sürede on milyonlarca insanın dilinde okunur hâle geldi. Türk müziğinin yasaklanmasından söz ederek başlamıştık söze. Ramazan neşesi ve ona eşlik eden ilahinin bulduğu geniş yankı, vartayı atlatmamızdan rahatsız olan ve Türkiye’nin düşük bir pozisyonda kalmasından imkân devşiren “yerli yabancılarımızı” rahatsız etti. Öğrendik ki köşe başlarında...