Eticaretbox Logo Aramaya Dön
Güzel Atlar Ülkesi
Elma Çocuk

Güzel Atlar Ülkesi

159,00 TRY
Son fiyat kontrolü: 08.06.2026 14:04
Mağazaya Git

Ürün Açıklaması

Usta yazar İpek Arman, eşi benzeri olmayan, görünce herkesi büyülen masalsı bir coğrafyaya, Kapadokya’ya nefis bir yolculuğa çıkarıyor hepimizi. Kapayın gözlerinizi sımsıkı ve hayal edin… MÖ 7500 yılına bir yolculuğa çıkıyoruz. Çevredeki yanardağlardan çok ama çok sıcak lavlar fışkırıyor. Uzun bir süre lavlardan ve küllerden göz gözü görmüyor. Yıllar geçtikçe lavlar birikiyor, katılaşıyor. Yağmurlar, rüzgârlar birikenleri aşındırıyor ve işte böylece masallardakine benzer oluşumlar ortaya çıkıyor. Bu masalsı coğrafya kimlere ev sahipliği yapmıyor ki? Asurlar, Hititler, Persler… Gün geliyor Zeynepler taşınıyor buralara. Zeynep çok meraklı bir kız. Yıllar sonra Kapadokya diye anılan bu coğrafyaya dair her şeyi öğrenmek istiyor. Ürgüp’e adım attığı ilk günden itibaren büyüleniyor âdeta! Çok geçmeden arkadaşlar ediniyor. Selin, Ceren ve Uğur’la Kapadokya kazan onlar kepçe geziyorlar. Ama sonra öyle bir macera yaşıyorlar ki… Kimsenin bilmediği bir tünelin çıkışını ararlarken buluyorlar kendilerini! Bu maceraya siz de tanık olmak isterseniz sayfaları çevirmeye başlayın… KİTAPTAN Mitannili genç Kikkuli’den bahseden yöre tarihi, delikanlının bizzat yazdığı tabletle duyurdu buradaki gu¨zel atları tu¨m du¨nyaya. At yetiştiriciliğini öğretmek için komşu krallık Mitanni’den Hititlerin başkenti Hattuşa’ya gelen genç Kikkuli, tu¨m Hitit bölgesine at yetiştiriciliğini öğretirken, yöre halkına at sevgisini işleyerek belki de bunun bir gelenek olmasına katkıda bulunmuştu. Böylece Asurluların Katpatukası, Gu¨zel Atlar Ülkesi; kendisine Kapadokya diyecek olan Perslere kadar bu şekilde anıldı. Bölgenin yeni halkı Persler için burada yaşamak ve buraya ait olmak hiç de zor olmamıştı. Anadates, Omanos, Anaitis adındaki tanrılarıyla ve onların eşliğinde ortaya çıkan ateşe tapma inançlarıyla, Kapadokya’nın ateşe ve yanardağlara teslim olmuş doğasında, dekorunu çoktan bulmuş bir tiyatroyu sahnelermiş gibi yaşayıp gitmişlerdi onlar da. Kikkuli’den Barbara’ya, genç bir bağcı olan Maçan’a kadar...