Eticaretbox Logo Aramaya Dön
İslam Medeniyeti Ve Müesseseleri Tarihi
M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

İslam Medeniyeti Ve Müesseseleri Tarihi

680,00 TRY
Son fiyat kontrolü: 08.06.2026 14:04
Mağazaya Git

Ürün Açıklaması

Medeniyetin, maddî ve manevî bütün unsurlarını bünyesinde toplayıp geliştiren İslâm, ilahi bir sistemdir. Bu sebeple Müslümanlar, ilahî vahyin, tedricî bir surette geliştirmeye çalıştığı medenî anlayışı, bir hayat nizamı olarak kabul ettiler. Siyasî bir çevre içinde ortaya çıkan İslâm, nev-i şahsına münhasır bir özellik taşır. Tabir caizse o, ilahî bir medeniyettir. Bu, onun birçok müessesesinin temelinde ilahî hükümlerin bulunduğu mânâsına gelmektedir. Bilindiği gibi "İslâm Medeniyeti ve Müesseseleri Tarihi", Hz. Peygamber den bu yana geçen, bütün Müslüman toplumların yaşayış tarzını, ekonomik, sosyal, dinî, idarî, fikrî, teknik vs. gibi müesseselerini incelemektedir. Bu sayede biz, ilk Müslüman toplumlardan başlayıp günümüze kadar gelen ve değişik zaman ile mekân içindeki toplumun nasıl yaşadığını, nasıl düşündüğünü, neler yapmak istediğini, neyi başarıp neyi başaramadığını tesbit etme imkânını bulmaktayız. Bu bakımdan müesseseleri, "toplum ve devletlerin tarih sahnesinde kuruluş, gelişme, aldıkları şekil ve geçirdikleri merhaleleri gözler önüne seren canlı örnekler yekûnu" diye tarif etmek mümkündür. Bununla beraber İslâm müesseselerini ve dolayısıyla İslâm medeniyetini tanıyıp, onun insanlığın hizmetine sunduğu imkânları tedkik edip gün ışığına çıkarmak sanıldığı kadar kolay bir şey değildir. Bu araştırmamızda konuları "dinî", "idarî", "iktisadî" "adlî" "teknik", "fennî", "ilmî" ve siyasî" gibi bölümlere ayırmadık. Zira İslâm medeniyet ve teşkilâtlarını, yukarıda belirtilen bir kategoride mütalaa etmek, kanaatimizce konunun başka yönlerini eksik bırakmak olurdu. Mesela Şeyhülislâm, günümüz Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı nın bütün görevlerini üstlenmiş bir yetkilidir. Bu bakımdan onun faaliyet ve yetki alanını sadece bir görevle sınırlamak mümkün değildir. Aynı şekilde günümüz uygulamasına göre malî bir mükellefiyet olarak kabul edilmesi gereken zekât ve öşür, aynı zamanda dinî birer vecibedirler. Keza kadı, bulunduğu şehrin hem...