Muhtarül Ehadisin Nebeviyye Vel Hikemil Muhammediyye Tercümesi
Ürün Açıklaması
Muhtarül Ehadisin Nebeviyye Vel Hikemil Muhammediyye Tercümesi Anlaşılacağı üzere eserimiz izahlı bir HADİS-İ ŞERİF tercümesidir. Bu eserimizi okuyacakların hemen hepsi HADIS-İ ŞERİF cümlesinin ifade ettiği manayı bilir .. Ama bilmeyenler de olabilir .. Biz burada daha çok bilmeyenleri düşünerek kısaca tarifini yapıp geçeceğiz . Şöyle ki: Ravisi itimada şayan; anlatmak istediği mana Ayet-i Kerimelerin ruhuna uygun; üslubu düzgün ve zayıflık düzensizlik gibi haller'den beri olduktan sonra: Peygamber (s.a.v.) efendimize ait olduğu bildirilen her mübarek kelamın .adı: HADİS-İ ŞERİF'dir .. Hem de: SAHIH .. HADİS-İ ŞERİF'lerin durumu ravilerin ve rivayetlerin sıhhatine göre değişir .. Mesela: Aziz hadis salih hadis garib hadis ve zaif hadis gibi.. Biz bu yazımızda onlardan bahsetmiyeceğiz .. Çünkü onlar ayrı bir mevzudur; tafsiri ciltlere sığmaz .. Bu mevzuda geniş malumat isteniyorsa usul kitaplarına bakmak daha faydalı olur .. Bizim burada verebileceğimiz kısa malumat haliyle yeterli olamaz .. HADİS-İ ŞERİF'ler daha ziyade Ayet-i Kerimelerin şerhi mesabesindedir. Bilhassa dini ahkamın' icrasında Özellikle itikada taalluk eden yerlerde dikkatli olmak icab eder. Şerhine bakmadan ve ehline sorup ifade ettiği mana derinliğini anlamadan dalmamalıdır Sonra Allah korusun; boğulmak işten bile değildir .. Amel işine gelince meali 691 numaralı Hadis-i Şerifte bulunan şu manaya dikkat etmelidir: -Sünnet ikidir: Farzdaki sünnet .. Bir de farz olmayandaki sünnet. Farzda bulunan sünnetin aslı Allah•ü Teala'nın kitabındadır. Onu almak bir hidayet; terk i ise dalalettir. Aslı Allah-ü Tealanın kitabında olmayan sünnete gelince onu almak bir fazilet; terketmek ise hata sayılmaz . Ancak burada büyük zatların şu hükmünü hemen arzetmek yerinde olur; diyorlar ki: - Sünneti kasden terk şefaatten mahrum kalmaya sebeb olur Sonra onun ümmeti olduğumuzu neyle isbat edeceğiz? Şunu da unutmamalı ki: Gördüğümüz her Hadis-i Şerifle mutlaka amel etmemiz gerekmez. Bir Hadis-i Şerifin hükmünü bir başka...